Beden Eğitimi Öğretmenleri Spor Kulübü | Merkez | BOLU
Sayfamıza Hosgeldiniz! Web Page Counter. kişisiniz!

Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin

Resmi Web Sayfası
| ..:: Seçtiklerimiz ::.. |

Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin

Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin

Sizin İçin Seçtiklerimiz! - Duyurular!
 
 
Bu bölümde yer alan yazılarla ilgili yorumlarınızı, beskbolu@gmail.com aracılığı ile e-posta olarak göndereblirsiniz! veya http://www.besk.com.tr/besk_defter.html link'inde yeralan mesaj (ziayaretçi) defterine yazabilirsiniz. Katkılarınız olacağını düşünüyoruz...
 
 
    2012 ARŞİVİ İÇİN TIKLA!
    2011 ARŞİVİ İÇİN TIKLA!
    2010 ARŞİVİ İÇİN TIKLA!
 
BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENLERİ SPOR KULÜBÜ ve AİBÜ ZİRVEDE
Akdeniz üniversitesi dağcılık topluluğu tarafından 11-12-13-14 Şubat 2010 tarihleri arasında düzenlenen 15.Üniversitelerarası Kızlar Sivrisi Ortak Kış Tırmanışına katılan Dağcılık topluluğu sporcuları Beden Eğitimi Öğretmenleri Spor Kulübünü temsil ettiler. Üniversite dağcılık takımı Arş. Gör Güçlü ÖZEN liderliğinde başarı ile zirve yaptı. 11 Şubat Perşembe günü Antalya' nın Elmalı ilçesi üzerinden kamp alanına ulaşan sporcular 12 Şubat gece 04.00 sularında zirveye hareket etti. Yaklaşık 5 saatlik bir tırmanıştan sonra Batı Torosların (Beydağları) en yüksek noktası olan Kızlar Sivrisi ( 3071 metre) doruğuna ulaştı. Kulübümüzü desteklyen Bolunet'e teşekkürler.
 
Grup Mail Hesabı Oluşturuldu.
Grubun adı: Beden Eğitimi Öğretmenleri Spor Kulübü Derneği-Bolu
Grubun ana sayfası: http://groups.google.com/group/beskbolu
Grubun e-posta adresi: beskbolu@googlegroups.com
 
 
Amatör Kulüplerimiz ve Okullarımızın Beden Eğitimi Öğretmenleri Bir Araya Geldi...
.....
 
"BEDEN EĞİTİMCİ" OLMAK... BEDENCİ OLMAMAK!!!...
Linkteki yazı neyazık ki ulaşılamaz olmuş, yayından kaldırılmış. O linkten Kopya Edilen Hali.
Geçmişten yirmi sene kadar öncelere gittiğimizde, okul yaşantımızda, en sevilen öğretmenlerin genelde “Beden Eğitimi Öğretmeni” olduğunu biliriz. Biz bu öğretmenleri “beden eğitimci” olarak adlandırırız. Beden eğitimi öğretmeni, çocukluk ve gençlik dönemlerimizin tüm enerjisini, en zevki seçeneklerle boşaltmamızı sağlamıştır; örneğin oyun, yarışma, turnuva, dans, halk oyunları, yakan top, izcilik, kampçılık ve çeşitli gösterilerle, enerjimizi olumlu yönde kullandırmıştır. Eğitimci kimliği olan “beden eğitimi öğretmeni”; -Mesleğine, önce kendi saygı duyan kişidir, -Öğrencisine, saygı duyan kişidir, -Ders konularını düzenli ve özverili uygulayan kişidir, -Spor salonu ve malzeme yokluğuna rağmen, ders yapan kişidir, -Dersini zamanında ve planlı, programlı yapan kişidir, -Öğrencisine liderlik yapan ve örnek olan kişidir, -Koşullar yetersiz olsa bile, çabalayan kişidir, -Okulun temel direğidir, gururudur ve vitrinidir, -Çocuklarımızın sağlıklı ve kişilikli olmasına katkı sağlayan kişidir, -Eğitimcidir…eğitim verir…eğitimde örnek kişidir… -…………………………………vb. Peki bugüne bakarsak, yukarıda bahsedilen “beden eğitimi öğretmeni” okullarda kaç tane vardır? Sanırım sayıları çok ama çok azalmıştır. Ama tam tersi “Bedenci” dediğimiz türler çoğalmıştır, özür dileyerek “tür” diyorum çünkü öğretmen dersem, tüm öğretmenlere hakaret etmiş olurum! Bu türler yani “bedenciler” bizim yüz karamız ve utancımızdır… Eğitimci kimliği OLMAYAN “bedenci” türü; -Çayını ve kahvesini ders saatinde içer, -Eğitim formasyonu yoktur veya kullanmaz, -Öğrenciye pencereden top verir ve camdan seyreder, -Sandalyede oturur ve sağa dön, sola dön..paydos der, -Resmi bayramlara hazırlık için dönem boyu ders yapmaz, -Öğrencisine bağırır ama nedenini açıklamaz, -Sürekli salon ve malzeme yokluğundan yakınır, -Israrla eşofman kıyafetini giyer ama uygulama yapmaz, -Öğrencisine değer vermediği gibi kendi mesleğine de vermez!!! -Çalışkan “beden eğitimi” öğretmenini kıskanır, dedikodu yapar… -…………………………………………….vb. “Beden eğitimci” olmak çok zor ama “bedenci” olmak çok kolaydır!!! Günümüzde, özellikle bir çok eksikleri bulunan eğitim sistemimizi düşündüğümüzde, “beden eğitimi” öğretmenlerine gerçekten çok ihtiyaç vardır. Çünkü, çocuklarımız artık bilgisayar başında hımbıl, hareketsiz, stresli, mutsuz, saldırgan, obez, umutsuz, omurgası bozuk, alkol ve zararlı maddeleri kullanmakta, çeteleşmekte, sigara kullanmaktadır. Matematik sınavlarında sıfır çeken bir eğitim sistemi, öğrencilere zaten amaçlanan hiçbir şeyi gerçekten verememektedir. Halbuki, beden eğitimi dersleri bazı boşlukları doldurabilecek tek ders konumundadır. Ancak eğitim sisteminde, beden eğitimi dersleri sıfırlanmıştır, ders ve çeşitli faaliyetler SBS ve ÖSS gibi sınavlar ve dershaneler yüzünden, yöneticiler tarafından yasaklanmaktadır ve insafa bırakılmıştır… AMA en büyük neden “bedenci” türlerin, maalesef mesleği yerin dibine batırmalarıdır. Ancak hala “beden eğitimi” öğretmenleri ile yapılabilecek harika işler bizi beklemektedir. Umudumuzu kaybetmeden savaş verilmeli ve öğrencilerimiz, cıvıl cıvıl okul bahçelerinde spor yapmalı ve koşmalıdır. Her şey öğrencilerimizin gönlünce olsun… Haftanın konuşan ve düşündüren fotoğrafı: “Eğitimci olmak ve okulu sevdirmek” Fotoğraf: Müberra Çelebi, (Staj uygulaması) Bolu-2006 07.10.2010
İlgili fotograf bulunmaya çalışılıyor... Ulaşıldığında konulacak...
İlgili Yorumlarımızı Buraya Taşıdık...
"BEDEN EĞİTİMCİ" OLMAK... BEDENCİ OLMAMAK!!! Başlıklı Yazının Bıraktığı İzlenimler... Saygıdeğer Beden Eğitimi Öğretmeni Arkadaşlarımızın bu konudaki görüş ve düşüncelerinin oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz... Paylaşmanızı istiyoruz... Yazıdan kısa bir alıntı "Ama tam tersi "Bedenci" dediğimiz türler çoğalmıştır, özür dileyerek "tür" diyorum çünkü öğretmen dersem, tüm öğretmenlere hakaret etmiş olurum! Bu türler yani "bedenciler" bizim yüz karamız ve utancımızdır..." (1). Bir alıntı daha "Peki bugüne bakarsak, yukarıda bahsedilen "beden eğitimi öğretmeni" okullarda kaç tane vardır? Sanırım sayıları çok ama çok azalmıştır (2).
-----------------------
(1), (2) "BEDEN EĞİTİMCİ" OLMAK... BEDENCİ OLMAMAK!!! (Yazının Tamamını Okumak İçin Linke Tıklayınız! ) http://www.bolugundem.com/yazigoster.php?id=9622
 
Yorumlar:
 
Zafer DOĞRU (Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, Abant İzzet Baysal Ünv. BESYO, 98 Mezunu), Nurgül Hanım, yorumunuzu dikkatle okudum. Ancak sizin, yorumları ve üzerinde durulması gereken noktayı veya noktaları kaçırdığınızı düşünüyorum. Sayın Müberra Çelebi, benimde öğretmenim, kendisini saygıyla selamlıyorum, sizi de. En iyi öğretmenin yaşantının kendisi olduğunu düşünüyorum. Özellikle yukarıda yazının içeriğinde yeralan alıntılara dikkatinizi çekmek isterim ve aşağıda Yetkin Utku'nun uzun uzun anlatmaya çalıştğı ayrıntılar üzerinde tekrar düşünmenizi tavsiye ediyorum, bunları yazarken sizi ikna etmek gibi bir amacım olmadığını da bilmenizi istiyorum. Aslında yaklaşımınızdan eleştiriye ve farklı yaklaşımlara ne kadar açık olduğunuzu anlıyorum, görüyorum, öğretmeniniz ne derse o doğrudur, davranışı... Beden Eğitimi Öğretmenleri bir kurumu - meslek grubunu temsil ettiğinden onları denetleyecek kurumun ve kişilerin kimler olduğu ilgili kurumları bağlar, ne siz nede bir başkası bir meslek grubunu veya kurumu hedef alarak istediğnizi yazma ve söyleme hakkına sahip değilsiniz... En azından bana Zafer DOĞRU'ya, Sayın Müberra Hocamın "tür" demeye hakkı yoktur, siz de Sayın Müberra Hanımda benden özür dilemelidir. Bu satırları burada yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm, kişisel olarak beklentim, daha medeni ve akademik kimliğe uygun bir şekilde benimle veya bu yazıya hassasiyet gösteren arkadaşlarımızla iletişime geçilmesi idi, ancak, ne yazıkki bu gerçekleşmedi. Sağlıkla kalın... 22.12.2010
 
Zafer DOĞRU, 21.11.2010, 22:50, Evet, Bülent; senin de ellerine sağlık, konuyu çok iyi anlamış görünüyorsun! Birilerinin bakıp, geçeceği bir konu olarak algılamışsın durumu... Bazen iki defa okumak gerekebilir, biraz daha fazla mesai harcamak gerekebilir, sen de haklısın herkes aynı şekilde algılayamaz böyle bir durumu, birileri de alkış tutacak değil mi? Sağlıkla kal... <<Tıkla<<
 
Yetkin Utku Kamuk, 21.11.2010, 22:00, Yazı ile ilgili olarak yapılan yorumları okuduysan eğer, kimsenin işlerin güllük gülistanlık olduğunu söylemediğini görmüşsündür. Bizim anlatmaya çalıştığımız şey, kim olduğu söylenmeden, sadece farazi olarak "tür"lerin varlığından bahsedilmesi ve "beden eğitimi öğretmenleri"nin çoğunluğunu kapsayacak şekilde ve herkese açık, dayanaksız, kişisel varsayımlara dayanan ve grubu töhmet altında bırakacak türden bir yazının kaleme alınmış olması. Yazıyı yazan ve senin de "ellerine sağlık" diyerek desteklediğin yazıdan çıkan mermi tam olarak birisine değil ancak hepimize doğru gelmekte. Umarım bunun da ayırdına varabiliyorsundur. Yani, yarın öbür gün sana birisi gelip de "Ya siz bedenciler zaten ne iş yaparsınız ki? Bak hocan bile senin hakkında neler yazmış! O da biliyormuş demek ki!" derse, sen kendinin "bedenci tür" olmadığını nasıl ispatlayacaksın, ya da neden böyle bir ispatlama gereksinimi içerisinde kalasın ki? Unutma, başka bir öğretmeni kötüleyerek hiç bir öğretmen yücelmez! <<Tıkla<<
 
Bülent Özcan, (Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, Abant İzzet Baysal Ünv. BESYO, 98 Mezunu), 21 Kasım 2010 09:32:36, hocam birçok arkadaşımız sizi eleştirmiş ama maalesef tüm meslek gruplarında işini ahlakıyla yapmayanlar olduğu gibi araştırmacı yenilikçi özveriyle yapan insanlar da olmaktadır.12 yılık meslek hayatımda çok sayıda beden eğitimi öğretmeni de gördüm sizin vermiş olduğunuz bedencilerdende. Bu sene çocuğumu 1. sınıfa başlattım neden iyi bir öğretmen olması için araştırma yaptığımı herhalde sorgulamak lazım. Herkes çocuğunu okula başlattığında acaba aynı şeyleri düşünmüyormu. Ya da çocuğumuzu doktara götürürken neden araştırma yapıyoruz? Bütün meslek gruplarındaki insanlar bunu sorguladığında zaten bizlerde bunu tartışıyor olmayacaktık. Hocam saygılar sunuyor bütün meslektaşlarıma başarılar diliyorum. http://www.bolugundem.com/yazigoster.php?id=9622  <<Tıkla<<
 
Bora Şekerci, 17 Kasım 2010 13:54:50, Yazınız hakkında Beden Eğitimi Öğretmenleri ne düşünüyor hiç merak ediyormusunuz ve kulaklarınız çınlıyor mu? http://www.bolugundem.com/yazigoster.php?id=9622  <<Tıkla<<
 
Yetkin Utku KAMUK, (Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, Abant İzzet Baysal Ünv. BESYO, 98 Mezunu), 15 Kasım 2010 04:07:40, Müberra Öğretmen'ime Saygılar ve Herkese Selamlar, Sayın Müberra Öğretmenim, "facebook" hesabınızda linkini vermiş olduğunuz ve yukarıda metni bulunan yazıyı ilk okuduğumda, yüzümde, benim bile bir süre sonra fark ettiğim, acı bir tebessüm belirmişti. Az sonra detaylı olarak fikirlerimi -dilim döndüğünce- açıklamaya çalışırken ele alacağım konu başlıkları nedeniyle oldu bu acı gülümseme. Ve sonrasında bir yazı ile bu konudaki fikirlerimi paylaşmayı istedim ancak, "yine" bir konuyu fazlaca "kurcalamakla" eleştirilmekten ve belki de düşüncelerim konusunda yalnız kalma konusunda hissettiğim çekingenlikten, vazgeçtim. Ancak görüyorum ki, bu yazıyı yalnızca ben değil, sizin yazılarınızı takip eden diğer '98 mezunları da -en azından bir kaçı- okumuş ve yorum yapmış. Yorumlar yaklaşık olarak aynı sonuca varmakta: Neden böyle bir tarz? 1993 yılında AİBÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü'nü kazanarak "eğitilmeye" başladığımda, beş yıl sürecek olan ve benim için -gerçek anlamı ile- hayati öneme sahip olan mesleğimi, bir gün, öğretmenimiz olan bir meslektaşımıza karşı savunacağımız aklımın ucundan bile geçmemişti. Öncelikle, yazınızın çok büyük bir kısmına içtenlikle katıldığımı söylemek isterim. Uygulamadaki aksaklıkların, benim de şahsen tanık olduğum geniş bir bölümünü listelemişsiniz. Ancak, Fatih'in de sormuş olduğu gibi, "Neden böyle bir yazıyı kaleme alma ihtiyacını hissettiniz?" Öğretmen, eğitimci ve akademisyen sıfatlarınızın yanında "köşe yazarı" sıfatını görmek, en çok, öğrencileriniz olan bizleri gururlandırır. Ancak, köşe yazarı olarak, var olan bir durumu çarpıcı bir şekilde kısa, öz ve doğru bir şekilde ortaya koyarken, bazı ilkeler de göz ardı edilmemelidir. Bir gazetenin içerisinde köşeniz olduğu için, "Basın Meslek İlkeleri" sınırları içerisinde kalmanız; akademisyen kimliğiniz olduğu için "bilimsel verilerden destek almanız" ve öğretmen olduğunuz için "yapıcı ve örnek" olmanız gerektiğine inanıyorum. Yazınızın üzerine neden bu kadar çok düşündüğümü gerçekten bilemiyorum. Yetiştiğim yere -AİBÜ BESYO- ve üzerimde emeği olan öğretmenlerime ve meslektaşlarıma olan saygı, mesleğimi koruma içgüdüsü, yazılan yazıyı bilimsel düşünce sınırları içerisinde bir kalıba yerleştireme ya da bir çeşit ikna edilme ihtiyacı hissetme ihtiyacı dolayısıyla olabilir. Yazıda benim ikna ol(a)madığım noktaları kısaca şu şekilde özetlemek isterim: 1. Beden eğitimi öğretmenlerinin görevlerine yönelik olarak, uygulamada var olan sıkıntıları, tüm dünya ile bir "beden eğitimi öğretmeni eğiticisi" olarak paylaşmak, sorunun çözümüne ne kadar katkı sağlayacaktır? Milli Eğitim'de öğretmenlik yapmaya başladığım günlerde, öğretmenlikle ilgili ilk ciddi dersimi, Alanya Lisesi'nin emektar beden eğitimi öğretmeni olan -şu anda emekli- bir büyüğümden aldım: "Mesleğini asla meslektaşlarından başkası ile tartışma! Bizden başkası bizi anlamaz!" Aklıma kazınan bu ifade 12 yıldır işimle ilgili yaptığım her davranışımda temel hareket noktam oldu. Meslektaşlarımın yanlışlarını, ancak kendilerine ya da büyük öğretmenlerime söyleyerek -gücüm yettiğince- düzeltmeye çalıştım. Çünkü, meslek yaşantım süresince görev yaptığım farklı eğitim kurumlarının tümünde ortak olan tek şeyin, beden eğitimi öğretmenine en büyük zararı verenin yine bir beden eğitimi öğretmeni olduğunu gördüm. Yersiz çekişmeler, dedikodular, uygun olmayan ortamlarda eleştiriler gibi nedenlerle maalesef itibarımızı kendi kendimize düşürmekteyiz. Bu tür sıkıntıların konuşulma yeri gazete köşesi ya da internet sayfasında yorum sayfası olmadığını düşünüyorum. Ancak, artık konu bir kere açıldığından, benim de konuya katkıda bulunmamda "ilave" bir sakınca görmüyorum. Bu çeşit yorumlar, tartışmalar, eleştiriler ve açıklamalar "beden eğitimi öğretmeni" kimliğini daha da yıpratmakta ve konu ile alakası olmayan kişilerin de konuya müdahil olmalarına imkân sağlamaktadır. Düşünün ki, bir hekimin uygulamasından ya da teşhisinden memnun kalmadınız ve konuyu bir başka hekime -şikayet anlamında- aktardınız. O hekimin, diğer hekim hakkında neler söyleyeceğini düşünün. Ortalama olarak "Onun yaptıkları da yanlış değil, o öyle tercih etmiş..." anlamına gelecek bir şeyler söyleyecektir. Aynı şeyi bir de, bir beden eğitimi öğretmeninin hakkında bir başka beden eğitimi öğretmenine sorduğunuzu düşünün! Cevapları düşünmek bile istemiyorum! Bizi bizden başkası anlamaz ve kirli çamaşırları ortaya dökmek, ancak ipi pazara çıkartmak anlamına gelir. Tabii ki burada söylemek istediğim, "biz her şeyi yapalım, kimse de bilmesin" değil! Herkesin eşit sorumluluk duygusuna sahip olmasına ve mesleğine saygı duymasına ihtiyacımız var. Theodeore ROOSEVELT'in söylediği gibi: "This will not be a good place for any of us to live in if it is not a reasonably good place for all of us to live in." Biz birbirimize saygı duymazsak, hiç birimize saygı duyulmaz! Umarım bu konudaki derdimi kısaca anlatabilmişimdir. 2. Bir beden eğitimi öğretmeni olarak, üniversite penceresinden baktığınızda, Milli Eğitim'deki beden eğitimi öğretmenlerinin durumunu gerçekten bu kadar vahim mi görüyorsunuz? Eğer öyleyse, bu öğretmenlerin yetiştikleri kurum neresidir ve siz bu sorunun oluşumu ya da çözümü noktasında nerede bulunuyorsunuz? MEB okullarındaki şartları nasıl değerlendiriyorsunuz? Beden eğitimi öğretmenleri, bilindiği üzere üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olan kişilerdir. Bu eğitimin verildiği yerlerde, yani üniversitelerde, öğretim kadrolarında mevcut olan profesör, doçent, yardımcı doçent, doktor ve okutmanlar sayesinde bu eğitim verilmektedir. Üniversitelerin verdiği mezuniyet belgeleri, o kişinin artık ehliyet sahibi olduğu ve kendisini yetiştirenler tarafından yapacaklarına "Olur!" verildiği anlamına gelmektedir. Yani, artık bu öğretmenin yaptıklarına tüm eğiticileri ortaktır. "Üniversite, bilginin en üst düzeyde üretildiği yerdir!" Ancak, öğretmenlik gibi kutsal bir meslekte salt akademik bilgi değil, tecrübe de oldukça büyük öneme sahiptir. Bu nedenle, öğrencilerin kendi önlerinde örnek olarak görecekleri, beden eğitimi öğretmenliği deneyimine sahip "öğretmenlerine" ihtiyaçları vardır. Ülkemizdeki üniversitelerdeki beden eğitimi öğretmenliği bölümlerinde öğretim görevlisi/üyesi olarak görev yapan kişilerin, beden eğitimi öğretmenliği ile ilgili mesleki tecrübelerinin ne olduğu ile ilgili bir araştırma yapılmış mıdır bilmiyorum, ancak, internette yaptığım kısa bir araştırma sonucunda, beden eğitimi öğretmenlerinin eğitimi ile ilgili sıkıntılardan birinin, "tecrübeli öğretmen" sıkıntısı olduğunu gördüm. Bence öğretmen yetiştirmek -ya da insan eğitmek- ekmek yapmak gibidir. Ustası, unu, suyu, mayası, yoğrulması, fırının ateşi ve pişirmesi uygun olduğunda iyi ekmek yapılır. Ancak, ekmek piştikten sonra korunması için gerekli ortam da önemlidir. Aynı ekmeği ikiye bölerek bir parçasını rutubetli yerde diğerini ise ekmek sepetinde beklettiğinizde küflenenin hangisi olduğunu anlarsınız. Bu, ekmeğin suçu değil, uygun koşulları hazırlamayanındır. Usta olarak ekmeğin en dayanıklı halde üretilmesine katkıda bulunabiliriz ancak, şartlar uygun değilse, er ya da geç, sonuç "küf" olacaktır. Ancak, fırıncı üretilen ekmeklerin çoğunun küflendiğini söylüyorsa, artık fırıncıya da bakmak gerekir diye değerlendiriyorum. Eğer benim çalıştırdığım takım müsabakaya çıktığında ne yapacağını bilmiyorsa, takımdaki oyuncuların neden bunu bilmediği değil, önce, benim onlara ne yapacaklarını öğretip öğretmediğim sorgulanmalıdır. "Bu oyuncuların da dünyadan haberi yok! Hiçbir şey bilmiyorlar! Öğrenip de gelselermiş!" diye bağırdığımda şu cümleyi duymam hiç de sürpriz olmaz: "Merdi kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler!" 3. Yazınızda "bedenci dediğimiz türler..." şeklinde bir ifade var. Bu ifadede yer alan "bedenci" ve "tür" kavramlarının maksadını aştığını düşünüyorum. Ben de akademisyenler ile ilgili olarak kendi olumsuz görüşlerimi sıralayarak, akademisyenler için bir lakap bulabilir ve sınıflandırma yapabilir miyim? Bir eleştiri yapsam, bu eleştiri saygı sınırları içerisinde mi kalmalı yoksa "İyi olanlarınız da var, ama sayınız az, benim lafım zaten diğerlerine!" ifadesinin arkasına sığınarak veryansın edebilir miyim? "Bedenci dediğimiz..." derken, beden eğitimi öğretmenlerine yani meslektaşlarınıza ve yetiştirdiğiniz öğrencilerinize kimlerle birlikte "bedenci" dediğinizi ve maksadınızı açıklayabilir misiniz? "Bedenci" her zaman duyduğumuz ve okullardaki diğer öğretmenler ve neredeyse bütün öğrenciler tarafından "Beden Eğitimi Öğretmenleri" için kullanılan tabirdir. Herkes bilir ki, günlük konuşmada matematik öğretmenine "matematikçi", fizik öğretmenine "fizikçi", edebiyat öğretmenine "edebiyatçı", felsefe öğretmenine de "felsefeci" denir. Ancak, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenine "din kültürü ve ahlak bilgisici" dendiğini hiç duymadım, genel tabir "dinci"dir. Bu, o öğretmenin bağnaz, tutucu, düzen düşmanı olduğu için değil, pratik kullanımda daha kolay olmasından dolayı kullanılmaktadır. Aynı şekilde "bedenci" de, beden eğitimi öğretmeni için günlük konuşmada kullanılan kısa ifadedir. Tabii ki resmi, üst düzey, seviyeli ya da teknik konuların ele alındığı konuşmalarda ya da yazılarda "beden eğitimi öğretmeni" kullanılmalıdır ve kullanılmaktadır. Ayrıca kasıtlı bir anlam yüklendiği vurgulanarak söylenmedikçe, bence çok fazla sorun olarak algılanmamalı. Eğer çok ince düşünürsek, öğretmene "örtmen" ya da "hoca" denmesini de uzunca tartışmak gerekecektir. "Bedenci" ifadesi konusunda, beden eğitimi öğretmenlerinin tutunduğu tavrın, öğrencilerde bıraktığı etkiyi görmek için Google üzerinden bir sorgulama yaparak, sözlük sitelerini inceleyebilirsiniz. Biz de çocuklarımızın dişlerinde bir sorun olduğunda "dişçi" ye götürüyoruz. Ama onlar kendilerine "pedodonti uzmanı" diyorlar. Ancak bu, benim "dişçi" gerçeğimi değiştirmeye yetmez, onların da pedodonti uzmanlıklarına halel getirmez. Buradaki asıl önemli olan ifade -bence- "tür" ifadesi. Neden bu kadar sert ve gereksiz bir ifadeyi kullanma gereği duyduğunuzu gerçekten anlayamadım. Aslında "ortak özellikleri olan bireylerin tamamı" olarak açıklanan bu kelime, metnin içerisinde, negatif yüklü bir aşağılama ifadesi haline gelmiş. Ve bu ifadeyi yalnızca ben değil, benimle birlikte, öğrencilerim, meslektaşlarım, diğer öğretmenler, annem, babam ve çocuğum okuyor. Yani, yazının okunduğu andan itibaren, yaptığım işler yetmiyormuş gibi bir de kendimi yoktan yere aklamaya çalışmak zorunda kalacağım. Neden? Bir meslektaşımın, daha da kötüsü öğretmenimin benim mesleğim hakkında yazdığı bir yazıdan dolayı. Belki de en çok ağırıma giden budur. Eğer ben bir "tür" isem beni kimlerin yetiştirdiğine bakmak lazım! Eğer ben değil de diğerleri "tür" ise, bunun da ortaya konması, bilimsel verilere dayandırılması lazım -en azından akademisyen kimliğiniz açısından böyle yapmanız beklenir. Duygularımın neler olduğunu biraz hissedebilmenizi sağlamak için şöyle yapmak istiyorum. Aşağıdaki yazıyı siz bir gün gazetede görseydiniz ne düşünürdünüz? "Kaliteli bir akademisyen" hepimizin özlemini duyduğu bir kavramdır. Üniversitelerimizde yetişen saygın, çok değerli akademisyenlerimiz, alanında sınırları zorlayan bilim insanlarımızın olduğunu biliyoruz ve onlarla gurur duyuyoruz. Cahit ARF, Oktay SİNANOĞLU ve birçok değerli bilim insanı Türklerin dünyaya açılan bilim pencerelerinden birkaçı. Ancak günümüzde bu insanların sayısı oldukça azalmış durumda. Artık akademisyenler bilimi Amerikan orjinli kitaplardan çeviri yaparak, 12 denekli anketlerle, yarım yamalak bir Türkçe ile hazırladıkları ve hakemli dergilere kabul ettiremedikleri dandik makalelerle bilim yaptıklarını zannediyorlar. Yaptıkları çevirilerin de yarısını öğrencilerine çevirtip, onu da okumadan çalışmalarına ekliyorlar. Öğrencilerin bilimsel düşünme yetilerini geliştireceklerine Amerikan hayranı olmayı ve İngilizce yayın okumanın bilimsel bakış açısını kazandırdığı yalanını pompalıyorlar. Sözde kendi yazdıkları toplama kitapları satın alma mecburiyetinde bıraktıkları öğrencileri, almazlarsa sınıflarını geçemeyecekleri şeklinde tehdit ediyorlar. İşte günümüzde gelinen noktadaki akademisyen profili bu!" Böyle bir yazı olsaydı, bu yazıyı okuyan siz, kendinizi bana nasıl "öyle olmadığınız" konusunda ispatlayacağınızı anlatabilirseniz eğer, ben de aynı yolu kendimin o "tür" içerisinde olmadığımı anlatmak için kullanabilirim. 4. Bir akademisyen olarak, verilere dayanmadan "tür" olanların beden eğitimi öğretmenlerinden sayıca daha fazla olduklarını belirtmenizin herhangi bir bilimsel geçerliliği olmadığını sanırım tartışmamız gereksiz. "Buna gerek yok, çünkü bu bir makale değil, köşe yazısı!" diyebilirsiniz. O halde şu soruyu sormama izin verin: Basın Meslek İlkeleri Madde 4: "Kişileri ve kuruluşları, eleştiri sınırlarının ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilemez." ve Madde 6: "Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlanamaz." ilkelerini, yazınızı yazarken göz önünde bulundurdunuz mu? "Tür" ifadesinin aşağılama amacıyla kullanıldığının açıkça belirli olması nedeniyle bu konuda daha fazla detaya girmek istemiyorum. Diğer madde için de ön şart, "bedenci"lerin sayısının, beden eğitimi öğretmeni sayısını aştığını ispatlamak amacıyla bir bilimsel çalışma yapmak olacaktır. Ancak önce "bedenci" diye bir "tür"ün varlığını da ispat gerekecektir. Ayrıca, öğretmen yetiştiren bir kişi olarak, siz yetiştirdiğiniz kişilere "tür" derseniz -ki sizin savınıza göre %50- den fazla beden eğitimi öğretmeni "bedenci tür", demek ki istatistiksel olarak sizin yetiştirdiğiniz öğrencilerin de %50'si "tür"- diğer insanların beden eğitimi öğretmenlerine neler söyleyebileceğini varın siz düşünün! Toparlayacak olursak; Beden eğitimi öğretmenlerinin birçoğu, yazınızın haklı olduğunu, doğru noktaya parmak bastığını söyleyecektir. Hatta -belki de sizi doğrulamak için- "Bu bedenciler var ya..." diyerek şikâyetlerini, sıkıntılarını dile getirecek, içlerindekini kusacaklardır. Ancak unutulmaması gereken nokta şu: "Meslektaşınız hakkında ne söylüyorsanız, bilin ki aynı şeyi o da sizin hakkınızda düşünüyordur. Aradaki tek fark, sizin bunu daha önce söylemiş olmanızdır!" Ayrıca, bir "Beden Eğitimi Öğretmeni"nin görevi, yalnızca "Beden Eğitimi" değildir. O aynı zamanda da bir "Öğretmen"dir. Tüm öğretmenler gibi, öğrencilere kişiliği, görünüşü, bilgisi, konuşması ve Türkçe kullanımı ile de örnek olmalıdır. Bu yazıyı -yaklaşık 4 saattir- yazmamın sebebi, yaptığım mesleğe duyduğum sevgi, meslektaşlarıma duyduğum saygı, üniversiteme karşı hissettiğim özlemdir. Yapılan bir şeyi yok etmek, yıkmak her zaman çok kolaydır, ancak yapıcı eleştiride bulunmak ise hiçbir zaman o kadar kolay değildir. Burada amacım, "öğretmenim" olan sizi kırmak, yermek ya da ukalalık yapmak değil -böyle bir şey haddim de değil-, mesleğimin itibarını korumak için naçizane elimden gelen çabayı ortaya koymaktır. İşte yetiştirdiğiniz beden eğitimi öğretmenlerinden biri! Ellerinizden öpüyorum. Saygılarımla. Yetkin Utku KAMUK http://www.bolugundem.com/yazigoster.php?id=9622  <<Tıkla<<
 
Metin Sözkesen,15 Kasım 2010 02:56:02, sayın editör bir önceki gönderdiğim yorumda bir yanlışlık vardı .... onu düzeltip yenisini gönderdim ... lütfen bi öncekini iptal edip bunu yayınlarsanız sevinirim ... teşekkürler Sayın ve sevgili Müberra Hocam: Öncelikle şu fotoğrafla başlamak istiyorum yorumuma ... Keşke resimdeki öğretmen adayı arkadaşlarımızı staj için, sınıfların 5 er ya da 10 ar kişiden oluşmadığı, yıllık 8.000 tl ücreti olmayan bir okulda, daha gerçekçi, eğitim sistemimizin çarpıklığı içerisinde "beden eğitimi öğretmeni" arkadaşlarımızın karşılaştığı zorlukları görebildikleri okullara göndermiş olsaydınız ... Tesisler yönünden herhangi bir sıkıntısı olmayan, içinde "çok değerli" hocaların olduğu AİBÜ BESYO gibi bir kurumu bünyesinde barındıran ve bu kadar çok beden eğitimi öğretmeninin ve antrenörün (tahmini olarak yarısı sizden mezundur) yer aldığı Bolumuzda sporun neden gelişmediği konusunda bilimsel bir çalışma yapmış olmanız, bu konuyu sorgulamanız ve bu doğrultuda bir yazı yazmış olmanız daha uygun olacaktı diye düşünüyorum. Fedakar "Beden Eğitimi Öğretmeni" arkadaşlarımla 2009 Mart'ında Ankara'da ders saatlerinin artırılması yönünde eylemdeyken umarım sizler de o gün Ankara da olmasanız da bu konuda bilimsel bir makale yazıyor olduğunuz kanısındayız (ama halen yayınlanmadı o ayrı mesele)... Hocam!! Bolu'daki "bedenci türlerinin" yarısı sizden mezun nerdeyse... Acaba kim hangi okulda?? Elinizde bir liste var mı??... Bu arkadaşlarımızın kaçını ziyaret ettiniz, sıkıntılarını dinlediniz, ortak projeler geliştirmek için bizlere öncülük ettiniz??... inanın hiçbir şey 800 rakımlı kampüsten görüldüğü gibi değil... hele şu resimdeki Özel G. İlköğretim okulundaki gibi hiç değil... Sevgilerimle... http://www.bolugundem.com/yazigoster.php?id=9622  <<Tıkla<<
 
Fatih Efe, (Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, Abant İzzet Baysal Ünv. BESYO, 98 Mezunu), 14 Kasım 2010 21:48:01, Müberra Hocam, İnanmak istiyorum ki yazınızda ifade ettikleriniz bir takım gözlemlere dayanıyordur. Ancak şunları da merak etmekten kendimi alamadım; _ Neden böyle bir yazıyı kaleme alma ihtiyacını hissettiniz ? _Kafanızdaki sorunların çözümü konusunda katkısı olacağını mı düşünüyorsunuz ? _''Bedenci'' kelimesinin Türk Dil Kurumu Sözlüğü'ndeki karşılığına baktınız mı? _Sorunun mutfağı için çözüm önerileriniz var mı ? _İlgili kişiler besyolardan beden eğitimci olarak mezun olup, sonradan mı dediğinizden oluyorlar ? _Bolu'da çalışan beden eğitimi öğretmenlerinin _ ya da bedencilerin_ yüzde kaçı öğrenciniz? _Yazınız öğretmenler günü hediyesi mi? _Günün birinde siz ve ilk kadrodan diğer hocalarımız Bolu'da görev yapan eski mezunlara ziyarette bulunup çaylarını içer misiniz? _Sizler iyi misiniz? İnşaallah :) .................kalın sağlıcakla. http://www.bolugundem.com/yazigoster.php?id=9622  <<Tıkla<<
 
Uğur DOĞAN, (Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, Abant İzzet Baysal Ünv. BESYO, 98 Mezunu), 14 Kasım 2010 17:40:40, Beden eğitimi ve spor camiasına yazılarınızla verdiğiniz destekten dolayı teşekkür ederim. İsim vermeden yazdıklarınız sayesinde, itibarımız tavan yaptı sağolun http://www.bolugundem.com/yazigoster.php?id=9622  <<Tıkla<<
 
ALİ MEYDANERİ, (Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, Abant İzzet Baysal Ünv. BESYO, 98 Mezunu), 14 Kasım 2010 00:56:59, Saygıya değer hocam; demişiniz ya ''AMA en büyük neden "bedenci" türlerin, maalesef mesleği yerin dibine batırmalarıdır.'' sizce nasıl dipten kurtarırız. Beden eğitimi öğretmeni olarak... ALİ MEYDANERİ  http://www.bolugundem.com/yazigoster.php?id=9622 <<Tıkla<<
 
Zafer DOĞRU, 13 Kasım 2010 19:11:14, Beden Eğitimi Öğretmenlerinin, bu yazınız hakkındaki düşüncelerini merak ediyor musunuz? Amacınıza ulaşabildiniz mi? Zafer DOĞRU http://www.bolugundem.com/yazigoster.php?id=9622  (Yazının Tamamını Okumak İçin Linke Tıklayınız! )
 
Candaş AKGÜN, (Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, Abant İzzet Baysal Ünv. BESYO, 98 Mezunu), 13 Kasım 2010 01:44:01, Merhaba Hocam, Hakkınızdaki tüm olumlu düşünceleri soru işaretleri aldı. Beden eğitimi öğretmenleri hakkında hangi bilimsel araştırmaları yaptınızda bu "tür" leri tespit ettiniz. Açıklarsanız sevinirim. Beden eğitimi öğretmenlerinin hangi sorunlarını yazdınız da size göre bu "tür"leri yazmak önceliğiniz oldu. DERS saatleri düşerken geçen sene yapılan tepkide hanginiz bizim yanımızdaydınız. Genelleme yada ayırım yaparken bu yazınızı birçok beden eğitimi öğretmeni arkadaşın okuyacağını ve üstümüze alınmıyor olsak bile bu "tür"lerin kim olduğunu merak ediyor olacağımızı düşünmeniz gerekmiyormuydu? Unutmayın ki o "tür"lerden bazılarını sizler yetiştirdiniz belki de... Yazılarınızın öğrencilere bir ders niteliğinde değil de bir köşe yazısı niteliğinde olmasını yeğlerdim... Biz Beden Eğitimi Öğretmeniyiz, işimizi iyi yapmaya çalışıyoruz, yokluklar içinde birçok sıkıntı ve prosedür işlerle cebelleşiyoruz, ama ben daha kahvesini derste yudumlayan bir arkadaşımla karşılaşmadım. Siz bunları biliyorsanız isimlerini açıklarsınız beden eğitimi öğretmenini kötüleyemezsiniz, genelleme yapamazsınız. Ayrıca "tür" sıfatınıda bizleri yetiştiren bir hocamız olarak size yakıştıramadım. Birşeye mi kızdınız hocam söyleyin de bilelim? http://www.bolugundem.com/yazigoster.php?id=9622  <<Tıkla<<
 
Kıymetli Beden Eğitimi Öğretmenleri Dernekleri Yöneticileri, Beden Eğitimi Öğretmenleri; Merhaba, 

Türkiye Beden Eğitimi Öğretmenleri Google Mail Grubu (bedenegitimci@googlegroups.com) ve Beden Eğitimi Grubu (bedenegitimi@googlegroups.com) aracılığı İle bize mesaj gönderen herkese teşekkür ediyorum, birlikte iyi şeyler yapılacağına inanıyorum. 

Bizde, Bolu, beden eğitimi öğretmenleri spor kulübü derneği olarak tüm beden eğitimi öğretmeni arkadaşlarımızın yeni yılını kutluyor, yeni yılın birlikteliğimizin ve dayanışmamamızın en üst düzeye ulaştığı bir yıl olmasını diliyoruz.

Not: Bizim web sayfamız hazırlandı, elimizden geldiğince içeriğini doldurmaya çalışıyoruz ve varsa derneğinizin web sayfası link'ini sayfamıza ekleyebiliriz, tüm derneklerin web sayfalarının linklerini dernekler kendi sayfalarında yayınlasınlar diyorum ne dersiniz? Aşağıda örneklerde olduğu gibi..

 
 
    2012 ARŞİVİ İÇİN TIKLA!
    2011 ARŞİVİ İÇİN TIKLA!
    2010 ARŞİVİ İÇİN TIKLA!
 
...
| www.besk.com.tr | E-Posta: bilgi@besk.com.tr veya beskbolu@gmail.com | beskbolu@googlegroups.com | Adres: Karaçayır M. Hitit S. I. Çıkmaz. Otağ Sitesi II-A/10 / BOLU |
| 532 683 30 08 | ©2010-12 Beden Eğitimi Öğretmenleri Spor Kulübü. Tüm Hakları Saklıdır. | Güncelleme: 01.03.2013 |
Bolu'ya Net Bakış..2010-2011 Sezonu Formalarımız Başak Ticaret Tarafından Yaptırılmıştır. Teşekkürler.....
Bolu'ya Net Bakış